GIOTTO AKADEMİ SANAT

RESİM SANATINA KISA BİR BAKIŞ

 RESİM SANATINA KISA BİR BAKIŞ

24 Mart 2019 / Pazar


RESİM SANATINA KISA BİR BAKIŞ

Sanatı en basit tabiriyle hoşa giden formlar ve biçimler yaratma çaba ve süreci olarak tanımlayabiliriz. Sanatçı ise dünyayı herkesten farklı gören farklı bakış açıları olan ve gördüğünü olduğu gibi ya da olmasını istediği gibi yansıtan kişidir. Resim sanatı ise duygu, düşünce ve yaşantımız süresince bizi etkileyen bizde iz bırakan duygu ve düşüncelerin kağıt, metal, tuval ya da farklı yüzeylere aktarma sürecine dayanan sanat dalıdır. Daha önceki yazılarımızda da belirtiğimiz gibi bunun izlerini mağara duvarlarına yapılan av ve hayvan figürlerinde görmekteyiz. Resimde betimlenmek istenen konunun aktarılmasında farklı resimsel ögeler aracılığıyla olur.

Bunlar;

Biçim

Çizim

Renk

Ton Farkları

Doku Özellikleri

Resimde;

Mekan

Hacim

Hareket

Işık Etkilerini

Elde etmemizi sağlar. Bu ögelerin farklı şekillerde bir araya getirilmesi resimde kompozisyonu oluşturmaktadır. Resimde kompozisyon gerçek ya da gerçek dışı olay ya da kompozisyonlar bir hikaye yada öyküyü bir olayı soyut bir görüntü ve görsel imgeleri oluşturma ve yaratmaya imkan tanır. Eski toplumlarda sanatçılar, ressamlar bir sanatçıdan daha ziyade zanaatçı gibi görülürlerdi. Fakat bu süreç daha sonrasında ressamların din adamları, o dönemin zengin elit kesim tarafından ve saraylarda himaye edilmesiyle, İncil’den sahneler, onları himaye eden ailelerin bireylerinin portrelerini ve istekleri yönünde resimler yapmalarına neden olmuştur. Bu süreç her iki tarafın çıkarına uygun bir durumdu. Çünkü sanatçılar bu sayede el üstünde tutuluyor, tanınıyor ve farklı kesimlerle iletişime geçiyorlardı. Fakat bu sürecin ilerleyen dönemlerinde sanatçılar biraz daha bağımsızlaşarak kendi atölyelerinde çalışmalarını sürdürmüşler sipariş çalışmalarla ekonomik anlamda hayatta kalmışlardır. Fakat Avrupa toplumunun sanata verdiği yüksek değer asla unutulmamalıdır. Örneğin zenginleşen Hollandalı tüccarların Rembrandt’a yaptırdıkları portre çalışmaları Rembrandt’ı ekonomik olarak ciddi bir zenginliğe kavuşturmuştur. Ne yazık ki bu durumu lüks yaşam biçimi nedeniyle koruyamamıştır. Resim alıcısı ve ressam arasındaki bu ilişkiyi Rembrandt üzerinden biraz açacak olursak bu ilişkiyi anlama adına Rembrandt’ın yaşamının son dönemlerine biraz bakmamız gerekir. Rembrandt‘ın ekonomik açıdan çektiği zorluk ve sıkıntılı dönemi bilmekteyiz. Yine bu dönemde yaşamının son dönemlerine onun içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıdan kurtarmasını ümit ettiği ve yaşamının son dönemlerine doğru yaptığı belki de başyapıtlarından biri olarak sayılabilecek çalışmanın beğenilmemesi ve çalışmanın geri çevrilip ödeme yapılmaması ekonomik açıdan çektiği zorluk ve sıkıntılı süreci bize anlatmakta. Sanatçı ve Sanat alıcısı arasındaki denge ve sürecin önemini bize göstermektedir.  Rembrandt’la ilgili bölümü diğer yazılarımızda biraz daha açarak anlatmaya bilgi sahibi olmaya gayret edeceğiz.

19.yy’dan sonra sanatçıları himaye eden destekleyen aile ve yapılar gittikçe azalmaya başlamış yalnızca galeriler ya da katıldıkları yarışmalar ve aldıkları sipariş resimlerle hayatları’nı idame ettirebilir hale gelmişlerdir. Bu sanatçılarda sanatlarını ortaya koyarken kullanılan malzeme anlamında bir özgürlük alanı ortamı yaratmıştır. Günümüzde ise sanatçılar geleneksel ve farklı malzemelerle eserler vermekte bu çalışmaları bulundukları şehirler ya da farklı şehir ve oluşturdukları veya dahil oldukları farklı sanat gruplarıyla birlikte düzenledikleri açtıkları sergilerle hayatlarını ve çalışmalarını sürdürmeye, üretmeye çalışmaktadırlar. Fakat bugün bile sanatçılar üretim süreçlerinde belki de tam bağımsız değiller. Bugün ise sanatçıları ne yazık ki galeriler himaye eder hale geldi. Galerilerin beklentileri sanatçılara kibarca ’’ telkinleri ’’ yönünde eserler üretmek zorunda kaldıkları gerçeğidir. Belki de bu tarihsel süreçte sürüp gidecek kısır bir döngüdür.



• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır
• Herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.

Etiketler: